Modern İnsanın Mi̇toloji̇k Yorumu: Ulysses

Modernist edebiyatın en önemli yapıtlarından biri olan Ulysses, Homeros’un eseri Odysseia’ya çağrışım yaptığı için modern Odysseia olarak anılmaktadır.

İrlandalı Yazar James Joyce’un Ulysses isimli romanı, 16 Haziran 1904 tarihinde 24 saatlik bir dilimde, Dublin’de geçmektedir. Eser; mitolojiye, edebiyata ve felsefeye dayanan eleştirel bir dille karşımıza çıkar.

Romanın merkezinde yer alan Dublin bir kent değil, geçmişi ve geleceğiyle insanların yaşamını sürdürdüğü bir evrendir. Dinleri, İrlanda tarihini,
William Shakespeare’ı, modern dünyanın çıkmazlarını, insanın varoluşu temalarını, doğrusal olmayan zaman çizgisi ve bilinç akışı tekniğiyle ele alır.

İKİ KARAKTER, İKİ DÜŞÜNCE BİÇİMİ

Ulysses’in karakterleri; düşünce sistematiği açısından sanatı temsil eden Stephen Dedalus ile bilime atıf yapan Leopold Bloom’dur. Roman her iki karakterin gözünden farklı dünya görüşlerinin bir sarkaç gibi her bir sözcüğe, cümleye, söz dizimine yansımasıyla okuyucuyu daha önce tanışık olmadığı bir dünyanın kapısından içeriye girmeye davet eder. 1996 yılında Yapı kredi Yayınları tarafından Nevzat Erkmen’in çevirisiyle Türkçe’ye kazandırılan Ulysses’ten bir anekdot sunalım:

“…Görülebilenin kaçınılmaz Kipliği: en azından bu, gözlerimin düşüncesi. Burada okuya durduğum her şeyin, yaklaşan meddin getirdiği deniz canlılarının ve deniz enkazının, şu partal pabucun imzaları. Sümük yeşili, gökgümüşi, pasrengi: renkli imler. Saydamlığın sınırları. Ama ekliyor: Bedenlerde. O halde bedenlerin, renklerinden önce varmıştı bilincine. Nasıl? Kafasıyla onlara toslayarak elbet… Yavaş gel…”

Ophthalmology Life 35. Sayı