
TOD KORNEA VE OKÜLER YÜZEY BİRİMİ BAŞKANI PROF. DR. ÖZLEM EVREN KEMER, TANI VE TEDAVİ SÜREÇLERİNE DİKKAT ÇEKİYOR.
Türk Oftalmoloji Derneği (TOD) Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, bahar aylarında artış gösteren göz alerjileriyle ilgili uyarılarda bulundu. Göz alerjisinin çoğu zaman basit müdahalelerle kontrol altına alınabileceğini, ancak tedavi edilmediği takdirde korneal komplikasyonlara ve görme kaybına kadar gidebilecek sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.
MEVSİMSEL ALERJİK KONJONKTİVİT: EN YAYGIN KLİNİK TABLO
Mevsimsel alerjik konjonktivit (MAK), göz alerjilerinin yaklaşık % 50’sini oluşturan ve sıklıkla polen, saman ve çevresel alerjenlerle tetiklenen bir klinik tablodur. Gözde kaşıntı, hiperemi, yanma, sulanma ve kapak ödemi gibi belirtilerle seyreder. Prof. Dr. Kemer, bu semptomların kaşıma refleksiyle kötüleşebileceğini, kontakt lens toleransını azaltabileceğini ve yaşam kalitesini düşürebileceğini belirtti.
PERSİSTE ALERJİLER: ATOPİK VE VERNAL KERATOKONJONKTİVİT
Prof. Dr. Kemer, yalnızca mevsimsel değil, yıl boyu devam eden alerjik konjonktivit vakalarının da sık görüldüğünü ifade etti. Ev içi alerjenlere (akarlar, hayvan tüyü, deterjan kalıntıları, sigara dumanı) maruziyetin tetiklediği bu türlerde, özellikle vernal ve atopik keratokonjonktivit gibi korneayı da tutan formların erken tanısı önem taşıyor. Bu olgular, keratopati, ülserasyon ve stromal skar gibi geri dönüşü zor komplikasyonlara neden olabiliyor.
KONTAKT LENS İLİŞKİLİ DEV PAPİLLER KONJONKTİVİT
Kontakt lens kullanıcılarında gelişen dev papiller konjonktivit (DPK), lens materyali veya solüsyonlara karşı gelişen hipersensitivite tabanlı inflamatuar bir durumdur. Yoğun kaşıntı ve lens intolerası ile karakterizedir. Prof. Dr. Kemer, DPK’nin kontakt lens pratiği açısından dikkate alınması gereken önemli bir tablo olduğuna dikkat çekti.
TANI VE TEDAVİ STRATEJİLERİ
Göz alerjilerinde alerjen spesifik tanı her zaman mümkün olmasa da klinik hikâye ve çevresel faktörlerle birlikte değerlendirildiğinde yönlendirici olabilir. Topikal antihistaminikler, mast hücre stabilizatörleri, dual etkili ajanlar ve gerektiğinde kortikosteroid damlalar tedavi seçenekleri arasında yer alır. Ağır olgularda sistemik tedavi veya immünoterapi de gündeme gelebilir.
KERATOKONUS RİSKİ VE ERKEN MÜDAHALE ÖNEMİ
Çocukluk çağında tedavi edilmeyen kronik alerjik konjonktivit vakalarında, tekrarlayan kaşıma nedeniyle keratokonus gelişme riski artar.
Prof. Dr. Kemer, bu durumun genç yaşta ciddi görme kayıplarına yol açabileceğini belirterek, gözde kaşıntı, kızarıklık ve sulanma gibi semptomların erken dönemde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı: “Göz alerjileri basit bir rahatsızlık gibi görülse de bazı olgularda kalıcı hasar bırakabilecek potansiyele sahiptir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi büyük önem taşır.” dedi.


