Opr. Dr. İsmail Haldun Yılmaz’ın Gece Nöbetlerinde Nükseden Sanat Sevdası Bodrum’da Alevlendi

HEKİMLİĞE BAŞLADIĞI İLK YILLARDA, GECE NÖBETLERİNDE DR. İSMAİL HALDUN’UN SANAT SEVDASI NÜKSETTİ; BUGÜN İSE BODRUM’DA SANATI HAYATIYLA İÇ İÇE YAŞIYOR. OPR. DR. İSMAİL HALDUN YILMAZ TUVALE RESMEDİYOR, AYNI ZAMANDA DİJİTAL ÇİZİMLER YAPIYOR VE HEYKELCİKLER TASARLIYOR. KENDİ TARZINI YANSITAN ÇOK BAŞARILI SANAT ESERLERİ ORTAYA KOYUYOR. ŞİMDİLİK ESERLERİNİ SADECE SOSYAL MEDYADA PAYLAŞAN DR. YILMAZ, YAKIN ZAMANDA BİR SERGİ AÇMAYI PLANLIYOR.

Dr. İsmail Haldun Yılmaz; İzmir’de 1966 yılında doğdu, ilköğrenimini Almanya’da, Orta ve Lise’yi İzmir’de tamamladı. 1989’da Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 10 yıl pratisyen hekimlik, 1 yıl anestezi asistanlığı, 2 yıl halk sağlığı asistanlığı yaptı. Bu branşlarda aradığını bulamayınca İzmir Bozyaka Eğitim Araştırma Hastanesi Göz Kliniği’nden göz üzerine uzmanlığını aldı. Urfa ve Söke Devlet Hastaneleri’nde çalıştı; daha sonra özel sektöre geçti. Bodrumda yaşayan Dr. Yılmaz, Muğla Özel İzan Hastanesi’nde göz hekimi olarak görev yapıyor. Evli ve üç kız babası.

Opr. Dr. İsmail Haldun Yılmaz göz hekimliği mesleğinin ilk yıllarındayken; Urla Devlet Hastanesi’n de acil servis hekimi olarak görev yaparken fark etti ilk kez resim yapma arzusunu… Hastaları olmadığında, ara zamanlarda eline geçen boş kâğıtlara, reçetelere karalamalar çizmekteydi. Hatta nöbet odasının duvarlarına, bazen de hastane kantininin plastik masalarına resim yaptığı olurdu. Kantin de görevli olan garson kendisine “resim çizme!” diyemiyordu; ama Doktor Yılmaz’ ın nöbetinin bittiği her günün sonunda, geceleri çizdiği karalama resimlerle dolu masaları temizlemekteydi…

Dr. Yılmaz içinden gelen resim yapma sanatına öyle hemen cecik bırakmadı kendisini… Dr. Yılmaz’ın anlatımıyla; O yıllar boyunca resim adına pek organize işler yapamadı; hayatını çalışmaya ve kızlarını büyütmeye adadı.

DÖNÜM NOKTASI

1993 yılında yedek subay olarak gittiği Hopa’da askerlik görevi ni yaparken bir ressam arkadaşıyla tanışması Dr. Yılmaz için bir dönüm noktası oldu. Ressam arkadaşı Dr. Yılmaz’a resim yapması konusunda cesaret verdi; bir karalama defteri edinmesin i ve çizdiklerini biriktirmesini önerdi. Profesyonel birisiden böyle bir öneri almak mutlu etti Dr. Yılmaz’ı ve ilk defterini aldı…

Dr. Yılmaz o günlerden şöyle bahsediyor: “İlk defterimi o zamanlarda Hopa Rus Pazarı’ndan aldım ve daha düzenli çizmeye devam ettim. Son rasında birçok küçük karalama defterim oldu, bu süreçte resimle daha ciddi olarak ilgilen meye, renkleri, malzemeleri tanımaya başladım.”

Ve Dr. Yılmaz’ın resimle başlayan sanat serüveni gelişerek devam etti. Dr. Yılmaz ile bu sanat yolunu açan faktörleri ve yolculuk hikâyesini konuştuk.

Bodrum’da yaşıyor olmanızın sanatınıza yansımaları var mı, insan-şehir etkileşimlerinden bahseder misiniz?

Yıllar boyu reçetelere, son rasında defterlere yaptığım karalamalardan sonra ilk elime fırçayı kalemi alıp tuvale resim yaptığım yer Bodrum’dur. Tabii ki Bodrum’un ve ailemin bana verdiği huzur ve sevgi dolu yaşam bun da etkili oldu. Bodrum’da hem doğal güzellikleri, hem de büyük şehrin pek çok imkânını yaşayabiliyorsunuz. Yazı çok güzel olan Bodrum’un kışı da çok güzel; sürekli sanatsal etkinlikler, sergiler, kon serler, tiyatrolar sizi sanata doyuruyor.

Yaklaşık 4 yıldır Bodrum’da yaşıyorum. Eşim Bodrumlu ve ben de Bodrum’u gerçekten çok seviyorum, Bir İzmir sever olarak maalesef artık çok büyük şehirde yaşamaya sıcak bakmıyorum.

Sevdiğiniz tarzı bulmanıza yardımcı olduğunu düşündüğünüz etkenler oldu mu?

Başlarda resim yaparken stres oluyor, “nasıl olacak, ne çizmeliyim?” gibi soru işaretlerini içeren kaygılar yaşıyordum. Pek çok kez çizerken bıraktığımı, kâğıtları sıklıkla attığımı hatırlarım. Tabi pes etmedim.

Modern, klasik sanatlar ve plastik san atlarla ilgili çok keyifli kitaplar okudum, çalıştığım hastan elerde öğlen araları internetten, görsel sanatla ilgili yerli yabancı kayn akları takip ettim, görseller izledim, bu süreç benim için adeta bir eğitimdi… Tüm bunlarla birlikte görsel sanattan aldığım haz daha da arttı; ben im çizmekle ilgili korkularımdan kurtulmamı sağladı ve daha da büyük boyutlarda tuvallere çizmeye itti. Küçük karalama defterlerimden birine büyük harflerle “düşünmeden çiz, perspektifi boz” diye yazdığımı anımsarım. En son 1.20m X 0,80 m bir tuvale resim yaptım ve amacım daha da büyük boyutlarda çizmek.

DİJİTAL SANATA GEÇİŞİ

Dijital resim ile tuval üzerine resim yapma arasında farklılıklar var mı, sizce dijitalleşmenin ya da dijital resim tekniklerinin resim sanatına k atkısı oluyor mu?

Dijital çizim ile tan ışalı yaklaşık 1 yıl oldu. Tabletime indirdiğim amatör bir çizim programı ile ilk olarak başladım çizmeye, daha iyisini araştırırken yeni bir çizim programı satın aldım ( pek pahalı bir şey değil). Bu programları kullan arak adeta sın ırsız kâğıt, çizim malzemesi ve renk elde edilebiliyor, hayalinizi kendiniz sınırlamazsanız çok keyifli işler çıkarabiliyorsunuz.

Tabii dijital çizim de zaman içinde öğrenilen, hemen hakim olunması zor bir şey.

Ben dijital çizimi bir karalama defteri gibi kullan ıyorum, sonsuz hareket alanınız var, her tür çizim malzemesi kullanabiliyor, renkler içinde kaybolabiliyorsunuz. Çizdiğiniz dijitaller içinde
beğendiklerinizi tuvale baskı yaptırabiliyorsun uz. Hatta tişörtünüze yastığınıza da… İllüstrasyon ya da san al dünya için dijital çizim çok güzel bir imkân.

Tüm bu güzel tarafların a rağmen dijital çizim bir tuvale fırça ile, boya ile yapılan resmin yerini asla tutamaz.

HEYKEL’İ 3 BOYUTLU RESME BENZETİYOR

Aynı zamanda heykelcikler de yapıyorsunuz, resim ve heykel çalışmalarınızın birbiriyle etkileşim içinde olduğunu söyleyebilirmiyiz?

Evet söyleyebiliriz. Heykelcik (heykel değil) yapma isteği; resmin yanında merak dürtüsüyle bende oluştu. Görsel sanatçıların yaşam öykülerini okurken pek çok ressamın plastik sanat ile de ilgilendiğini, heykeller seramikler yaptığını gördüm. Kübizmin babası kabul edilen Picasso’nun binlerce seramiği vardır örneğin . Hatta bir dönem sırf seramik üzerinde çalışmıştır. Modern ressamların resim dışı pek çok malzeme ile de çalıştığını gördüm ve bu beni etkiledi. Heykel üç boyutlu resim gibi geliyor bana, daha zor, daha çok emek gerektiriyor. Ben sadece hazır hamurlar ile değişik, gördüğümü değil, aklımdan geçeni şekillendirip sonra adeta bir tuval boyar gibi boyamayı seviyorum. Bunu da küçük boyutlarda yapıyorum.

ÖZGÜN DİLE ULAŞTIRAN ÖĞELER

Eserlerinizde canlı renkler ve formlar dikkat çekiyor, ayrıca iç içe geçmiş figürlerle oluşturduğunuz zengin bir anlatım tarzınız var; bu dile ulaşmanızda etkili olan unsurlar neler oldu?

Tuval üzerine akrilik boya kullanıyorum ve canlı renklerle çalışmayı seviyorum, ama monocrom (tek renk) çizdiğim de oluyor. Renklerin verdiği canlılık ve hareket duygusu beni cezbediyor. Bazen birbiri ile çok uyumlu renkleri, bazen de tamamen zıt renkleri bir araya getirmeyi seviyorum. Eskiden beri ufak ufak, iç içe kaynaşmış formlar çizerdim. Artık bunları tuvale aktarıyorum, uzaktan bakan birinin onca karmaşa için de yaklaşınca pek çok ayrıntı olduğunu görmesi ve bunların birbirleri ile bağlantılarını fark etmesi çok güzel bir duygu.

Okuduğum kitaplar, dinlediğim müzikler çizdiklerimi yönlendiriyor sanırım. Bazen bir kitaptan bir kelime, cümle, etkilendiğim bir sanatçıdan alıntılar giriyor resme. Çizerken müzik dinlemeyi seviyorum, yanında kırmızı şarap da olabilir…

Son zamanlarda sanat fuarlarını takip ediyorum, ilk olarak Köln Uluslararası Sanat Fuarı’n a gittim ve inanılmaz keyif aldım. Dünyanın her yerinden çok farklı san atçıların çok değişik eserleri mevcut ve siz o ortamda nefes alıyorsunuz, bu benim için inanılmaz bir deneyimdi. Eylül 2017’de 12. İstanbul Contemporary Art’a gittim ve yine çok keyif aldım. Sanırım bir şeyler üretebilmenin yolu algılarınızı açıp sanat ile beslen mekten geçiyor.

Resim dersi aldınız mı?

Ben gördüğümü değil aklımdan geçeni, belirli kalıp ve kurallara sıkışmadan, içimden geleni geldiği gibi tuvale yansıtmayı seviyorum. Bu yüzden resim dersi alma fikrine ve ön erilerine sıcak bakmadım. Sanırım yıllarca kurallar ve kalıplar içinde okumuş ve çalışmış biri olarak bu keyfimi özgürce yaşamak istiyorum. Gönlümce, kural olmadan resim yapmayı, belki de tuval üzerinde şımarmayı tercih ediyorum.

Kendi tarzınız oluşurken size ışık tutan, yol gösteren sanatçılar oldu mu, sizi hangi yönleri etkiledi?

Klasik ressamların eserleri tabii ki çok güzel, emek dolu… Modern sanat tarihinde Andre Breton, Max Ern st, Chagal, Picasso, Van Gogh, Miro, Klee, Dali, Matisse, Pollock, Lichtenstein, Warhol, Voka’nın yanı sıra Dadaizm, Kubizm, Abstract Art (Soyut Sanat) , Surrealism, Spontan Realismus ve daha pek çok sanat akımı beni etkilemiştir. Bunlar hem üretilen eserleri ile hem de yaşam ve gelişim hikâyeleri ile çok etkileyici sanatçılar ve akımlardır.

Van Gogh gibi bazı sanatçıların yaşamları çok zor geçmiştir, ama eserleri mükemmeldir, Bazıları ise başarının tadını hayatta iken almış, çalkantılı ve tutkulu hayatları olmuştur; Picasso, Dali, Warhol gibi… Hepsinin hikâyesi okumaya değer…

TAKİP EDİP İLETİŞİME GEÇİLEBİLECEK MECRALAR

Çalışmalarınızı takip edebileceğimiz sosyal mecra adreslerinizi Ophthalmology Life Dergisi okuyucuları ile paylaşır mısınız?

Çizimlerimi instagram üzerinden paylaşıyorum. Yakında bir web sitesi açmak planlarım içinde. İlgilenenler Instagramdaki @artbyhaldun hesabım üzerinden yaptıklarımı görebilir, yorumlarda benim için çok değerli. San atla ilgilenen arkadaşlarla tanışmak, sohbet etmek ve paylaşımda bulunmak isterim. Yazışmak için art.haldun@mail.com adresini kullanıyorum.

Ophthalmology Life 27. Sayı